Can Yücel İçin…

Can Yucel

Can Yücel Portresi (L.)

Bugün Can Yücel’in ölüm yıldönümüymüş; sabah gazetelerin internet versiyonlarına bakarken gördüm. Hani, sağdan soldan toparlanmış resimlerle yirmi slayatta meseleleri “zamanı olmayan okuyucular” için kısa ve kolay okunabilir biçimde özetleyen analizler var ya; öyle bir analizde karşılaştım bu sabah Can Baba’nın o hınzır gülümseyişiyle… Aslında, bazı bloglarda yapıldığı gibi, bu dünyadan göçmüş yazar, şair veya düşün adamlarının ölüm yıldönümlerini kollayıp onlar hakkında ansiklopedik bilgiler içeren “entry”ler üretmek değil derdim. Ama söz Can Yücel’e gelmişse, her vesileyle bir iki kelam etmek gelir içimden…

Can Yücel, şiirleriyle tanıştığım ilk günden bugüne; eteğine yapıştığım, deniz feneri bellediğim, sadece yazdıklarıyla değil, dünya görüşüyle, yaşam biçimiyle beni derinden etkileyen, durup düşünmeme neden olan isimlerden biri. Can Baba ilk gençlik yıllarımızda dostum Yekta Kopan ile “entelektüel sohbetlerimiz”in (o yaşlarda ne kadar ve nasıl olursa) vazgeçilmez referansı. Yekta o duru Türkçesiyle pek güzel anlattı o yılları blogunda.

Murathan Mungan’ın şu dizelerini okurken aklıma hep Can Yücel gelir:

 Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan,

Hançer kıvamındaki o karamizah tadını.

Sanırım Can Yücel’i benim için bu kadar vazgeçilmez kılan şiirlerinde nihayetinde umuda bağlanan hançer kıvamındaki o karamizah tadı…

Onun hakkında çok şey yazabilirim (ileride yazarım da mutlaka) ama bugün kişisel bir not düşmekle yetineceğim. Can Yücel 90’lı yıllarda popülerleşti veya daha doğru ifadeyle şiirleri popüler kültür malzemesi haline geldi. Onun geniş kitleler tarafından tanınmasında şiirlerininin Yeni Türkü tarafından bestelenmesinin payı büyüktür ancak bir popüler kültür figürü haline gelmesinde asıl belirleyici olan şiirlerinin Leman mizah dergisinde düzenli yayımlanmaya başlamasıdır. Onun, hakkında üretilen fıkralarda tasvir edildiği gibi, sözünü sakınmayan bir “Marxettin Hoca”ya dönüşmesi de bundan sonradır. Tüm Can Yücel külliyatı bağlamında değerlendirildiğinde, şarinin bu dönemde yayımlanan şiirleri, aralarında geçmiş yıllarda yazdıklarına denk şiirler bulunmakla birlikte, genel olarak “pırıltısız” şiirlerdir. Ezcümle, belki aksini düşünenler vardır, bilmiyorum ama ben hep Can Baba’nın 90’lı yıllardan önce, yani popülerleşmeden önce yazdıklarını daha çok sevdim.

Günümüzde Can Yücel’in şiirleri, aynen İkinci Yeni şairlerinin şiirleri gibi, internet şiir siteleri ve sosyal paylaşım siteleri sayesinde popüler kültür malzemesi olarak sanal alemde dolaşımını sürdürüyor.

Onu en sevdiğim “eski” şiirlerinden biriyle hatırlıyorum ya da daha doğrusu unutmuyorum:

 IN VINO

I

Yağmur kadehini kaldırımlara çarptı:

Şimdi cam kırıkları içinde, bak,

Sarhoş fareler koşuşuyor.

Can Yucel_Siir Alayi

İmza günlerinden birinde üstada imzalattığım kitaplarından biri. Bugüne kadar ne yazdığını çözemedim...

Can Yucel_Rengahenk

Ressam Burhan Uygur Can Yücel'in Rengahenk kitabının üzerine fırçasına geldiği gibi desenler çizmiş. O sayfalardan bir örnek.

Yorum yaz

İsmiyle Müsemma