Aynadaki Zaman

Cemil Kavukçu’nun hemen hiçbir kitabı beni hayal kırıklığına uğratmadı. Aynadaki Zaman Kavukçu’nun son kitabı (Can yayınları, Eylül 2012). Aynadaki Zaman’da Kavukçu’nun sakin bir su gibi akan üslubuyla ördüğü on öykü yer alıyor. Kavukçu diğer bazı kitaplarında da denediği birbirine bağlı ve birbirinin içinde öyküler anlatma yöntemini Aynadaki Zaman’da mükemmel bir şekilde kullanmış. Ve tabii yine deniz ve deniz insanları kitabın ana eksenini oluşturuyor.

Bu kitabı eski Kavukçu kitaplarından asıl farklı kılan ise, Tasmalı Güvercin ve Düşkaçıran’da öykü repertuvarına dahil ettiği fantastik öğeleri (öyle görünüyor ki) artık üslubunun bir parçası haline getirmiş olması.

Bütün öyküleri sevdim ama uzaktan Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens romanına göz kırpan “Kocaman Şapkalı Küçük Adam”ı ayrı bir yere koyuyorum:

Cemile’nin en büyük eğlencesi –her akşam bunu yapamasa da­– sokak lambalarını yakan adamı izlemekti. Ne zaman sokaklarına gireceğini çok iyi biliyordu. Annesinden ona kalan bir anıydı bu adam. Bir akşam Cemile’yi üst kattaki odasına çağırmış, pencerenin başında boynuna sarılmış, bir eliyle saçını okşayarak sokağa bakmasını istemişti. Hastalığının başlangıcıydı, henüz yatağa düşmemişti. Boş sokağa bakıp sessizce beklemişlerdi. Sonra omzuna astığı bir merdivenle o adam belirmişti. “Bak,” demişti annesi, “bize geceyi taşıyor, şapkası da o yüzden büyük.” Cemile dudağını ısırıp gülümsemişti. Kocaman şapkalı küçük bir adamdı. (s. 72-73)

Yorum yaz

İsmiyle Müsemma