İşler, güçler; uzun zamandır iş-dışı bir şeyler okumaya vakit bulamıyordum. En çok da grafik romanlardan ayrı kalmak beni üzüyordu. Fantastic Life ile geri döndüm grafik roman okumalarıma.

Fantastic Life’ın çizeri Amerika’da yaşayan Kanadalı çizer Kevin Mutch (Blurred Books, 2011). Grafik roman, alkol ve uyuşturucu sarmalında kaybolmuş sanat öğrencisi Adam’ın hikayesini anlatıyor. Adam’ın hikayesi ile çizerin yaşamının büyük ölçüde otobiyografik paralellikler taşıdığı anlaşılıyor.
Adam’ın gerçekler ve hayaller arasına sıkışmış dünyasında; zaman zaman görünüp kaybolan zombiler, saplantılı bir biçimde arzuladığı Anna ve her şeyin ötesinde hayatın anlamına dair sorgulamaları ve arayışları var. Arka planda ise; punk müzik, sanat öğrencileri, çılgın ev partileri ve kayıp kuşağın çocukları… Bence grafik romanın en ilginç yanlarından biri, felsefe öğrencisi olan Anna ile Adam’ın “felsefi” diyalogları. Mutch varoluşa ilişkin derin tartışmaları çok ustaca bu diyolagların içine yerleştirmiş.
Kevin Mutch’un öyle ahım şahım bir deseni olduğu söylenemez ama derdini iyi anlatıyor. Senaryo, kurgu ve sayfa tasarımındaki ustalığı, desenin yetersiz kaldığı yerlerde grafik romanı kurtarıyor. Mutch, Charles Burns ve Daniel Clowes gibi yeni kuşağın özgün grafik romancılarının izinden gidiyor gibi, belki onların daha genci ve daha ele avuca sığmazı. Fantastic Life’ın konusunun uzaktan, daha önce söz ettiğim, Jonathan Ames’in yazdığı, Dean Haspiel’in çizdiği The Alcoholic‘i çağrıştırdığını da eklemeliyim.
Buraya beni en çok etkileyen sahnelerden birini aktarıyorum. Adam ve arkadaşları (hayal mi gerçek mi belli olmayan bir ortamda) sanat sınıfında ödev sunuşu yapmaktadırlar. Adam’ın arkadaşı Simon şöyle der: “Gördüğünüz gibi, benim sunuşum bir performans biçiminde olacak… Günümüzde sanat tabii ki fikirlere dair olmalı, bu yüzden ben eserime “beyin resmi” ismini vereceğim… Şimdi, bana kalırsa buradaki temel problem beyinsel. Kavramsal sanatta eksik olan bu… Cesaret!… Benim amacım bu ikisini birleştiren bir resim yapmak !”



Etiketler:Charles Burns, Daniel Clowes, Fantastic Life, Kevin Mutch | Kategoriler: Grafik Roman | Yorum Yok »
ben ne zaman çiçeğe duracak olsam
sizden başlamalıyım unutmaya
kimin için olmaya niyetim yokken
…
-VI-, Olmayanım İçinizde
Not: Dostum Yekta Kopan’a teşekkürler… Daha başkaları gibi, bu güçlü şiir sesiyle de beni tanıştırdığı için…
Kategoriler: Şiir | Yorum Yok »

Bir huzursuzluk var ormanda,
Bir dert var ağaçların başında,
Daha çok günışığı istiyor akçaağaçlar,
Meşeler aldırmıyor ama.
Akçaağaçlar sıkıntılı,
(ve kendilerince haklı)
Diyorlar ki, meşeler çok azametli,
Yutuyorlar bütün ışığı.
Meşeler memnunsa yaratıldıkları gibi olmaktan
Alıkoyamazlar kendilerini tabii, duygularını açığa vurmaktan
Zaten asıl meşelerin hakkı akçaağaçlara sormak,
Niye bu gürültü patırtı, dururken gölgelerinde yaşamak…
Bir huzursuzluk var ormanda,
Bu kavga dar etti ormanı bütün ağaçlara.
“Zulüm!” diye inlerken akçaağaçlar,
Meşeler yetiniyor başlarını sallamakla.
Sonunda birlik oldu akçaağaçlar,
İstemek için meşelerden eşit haklar.
Dediler ki, meşelerin gözü doymaz,
Savaşırız onlarla ışığımızı alana kadar.
Artık zulüm yok ormanda,
Çıktığından beri o yüce yasa.
Artik bütün ağaçlar eşit,
Girdiğinden beri ormana;
Nacak, testere ve balta.
There is unrest in the forest,
There is trouble with the trees,
For the maples want more sunlight
And the oaks ignore their pleas.
The trouble with the maples,
(And they’re quite convinced they’re right)
They say the oaks are just too lofty
And they grab up all the light.
But the oaks can’t help their feelings
If they like the way they’re made.
And they wonder why the maples
Can’t be happy in their shade.
There is trouble in the forest,
And the creatures all have fled,
As the maples scream “Oppression!”
And the oaks just shake their heads
So the maples formed a union
And demanded equal rights.
“The oaks are just too greedy;
We will make them give us light.”
Now there’s no more oak oppression,
For they passed a noble law,
And the trees are all kept equal
By hatchet, axe, and saw.
The Tress
Rush
Resim İçin Link
Not: Rush’ın bu şarkısından esinlenerek Ayfer Tunç’un editörlüğünü yaptığı “Belki Varmış Belki Yokmuş” kitabı için kısa bir çizgi roman hazırlamıştım.
Kategoriler: Şarkı Suretinde Şiirler | Yorum Yok »
Yarısı insan, yarısı mum olan adam ile alev kadının hikayesi.
Hikayenin (Olası) Acıklı Sonu İçin Not: Aşık olurlar birbirlerine, mum-adam ile alev-kadın, birleştirirler hayatlarını. Kadın ışığı olur adamın, adam hayat verir kadına. Yıllar geçer. Alev titrer, mum tükenir. Sonunda ne mum kalır, ne de alev…
Kategoriler: Postmodern Kent Mitolojisi | 1 Yorum »